Kgsmyo‘da Çini Sanatının Kamusal Alanda Kullanımı Konferansı

Kütahya Dumlupınar Üniversitesinde, Mehmet Gürsoy’un konuşmacı olarak yer aldığı Çini Sanatının Kamusal Alanda Kullanımı etkinliği düzenlendi.
Kütahya Güzel Sanatlar MYO Toplantı Salonu’nda düzenlenen konferansa Kütahya Güzel Sanatlar MYO Müdürümüz Doç. Dr. Gökhan Kuzucanlı, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.
“Gelenekten Çağdaşa: Kütahya Çini Sanatının Kamusal Alanda Yeniden Yorumlanması”
isimli BAP projesi kapsamında, çini sanatının kamusal alandaki görünürlüğünü artırmak ve
kamusal sanatın rolünü vurgulamak amacıyla öğrenciler, UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi
unvanına sahip usta sanatçı Mehmet Gürsoy ile bir araya geldi. Daha önce çok sayıda kamu
yapısını, dini kurumu ve özel mekânı çini sanatıyla giydiren Gürsoy, deneyimlerini
öğrencilerle samimi bir söyleşi ortamında paylaştı.
“Çini, yalnızca süsleme değil, bir kimliktir”
Söyleşi boyunca çini sanatının tarihsel gelişimine ve mimarideki yerine değinen Gürsoy,
özellikle kamu alanlarında çini kullanımının geçmişle bağ kurmada güçlü bir araç olduğunu
vurguladı. Tarihi camilerden günümüz belediye binalarına ve üniversitelere kadar uzanan
geniş bir kullanım alanına işaret ederek, çininin yerel kimliği görünür kılan önemli bir
kültürel ifade biçimi olduğunu belirtti.
“Bir yapıya çini uyguladığınızda, yalnızca estetik bir yüzey oluşturmuyorsunuz; o mekâna
hafıza, kimlik ve kültürel süreklilik kazandırıyorsunuz,” diyen Gürsoy, çini sanatının
toplumsal belleği canlı tutan yönüne dikkat çekti.
“Motif kopyalanmaz, yeniden yorumlanır”
Öğrencilerle tasarım süreçleri üzerine de bilgi alışverişinde bulunan sanatçı, çini motiflerinin
öğrenilmesi ve çizilmesi sürecinin hayat boyu devam eden bir yolculuk olduğunu ifade etti.
Geleneksel motiflerin birebir kopyalanması yerine, onların birer esin kaynağı olarak ele
alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Geleneksel motifleri ezberlemek değil, onları anlamak gerekir. Motifler geçmişin izini taşır;
fakat tasarımcı onları bugünün diliyle yeniden kurmalıdır.”
Bu yaklaşımın özellikle kamusal yapılarda mimari süsleme ögesi olarak kullanılan çinilerde
özgünlük ve çağdaşlık açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürsoy, kendi
projelerinde de bu anlayışı benimsediğini aktardı.
Kütahya’dan Dünyaya Uzanan Bir Sanat
Çini sanatının dünyada benzersiz bir sanat olduğunu ve özellikle Kütahya’ya özgü yaşayan bir
miras niteliği taşıdığını ifade eden Gürsoy, ulusal ve uluslararası ölçekte gerçekleştirdiği
uygulamalardan örnekler verdi. Pek çok mekânı çiniyle “giydirdiğini” belirten sanatçı,
kamusal alanlarda gerçekleştirilen bu çalışmaların kültürel görünürlüğü artırdığını ve yerel
değerleri küresel ölçekte temsil ettiğini dile getirdi.
Söyleşi, öğrenciler açısından yalnızca teknik bilgi edinilen bir buluşma değil; aynı zamanda
çini sanatının kültürel rolü, tarihsel gelişimi ve mimarideki yeri üzerine derin bir farkındalık
süreci oldu. Katılımcılar, ustanın deneyimlerinden doğrudan yararlanma fırsatı bulurken,
kendi tasarım süreçlerine dair yeni bakış açıları geliştirdiler.
Konferansın konuşmacısı Mehmet Gürsoy, çini sanatının tarihsel gelişimini ve kamusal alanlarda kullanım biçimlerini ele aldı, geleneksel tekniklerin çağdaş mekânlarla buluştuğu uygulamalara ilişkin örnekler sundu. Geleneksel sanatların ‘Yaradan'a tutulan bir ayna’ olduğunu söyleyerek, çininin her zaman taze ve şık kaldığını ifade etti. Sultanahmet, Rüstem Paşa ve Sokullu Mehmet Paşa gibi tarihi camilerdeki çinilerin yüzyıllar geçmesine rağmen ‘dün konmuş gibi taptaze’ durduğunu belirteren Gürsoy, bu mirası bırakan ecdada hürmetlerini sunarak konuşmasını tamamladı.
Etkinlik sonunda katkılarından dolayı Mehmet Gürsoy'a teşekkür edildi.